Archive for Aralık, 2009

Sizi Aldatan Bir Eşiniz Olduğuna Dair İşaretler Neler?

Her erkeğin en korktuğu şey aldatılmaktır. Eğer eşinizin sizi aldattığından şüpheleniyorsanız, şu belirtileri arayın

uzgun-adamHarika bir kızla evlisiniz, sağlam bir ilişkiniz var ve sizi asla aldatmaz… öyle mi? Yanlış. Erkekler, bir kadının yoldan çıkma isteğini asla hafife almayın; kadınlar ilişkilerinde erkekler kadar sadakatsiz olabilirler. Eşlerinin kendileri aldatması çoğu erkeği yakalayan bir düşünce. Eşinizin başka bir adamın orasını burasını ellediği düşüncesi bile tüylerinizi diken diken edebiliyor. Bu yüzdendir ki, sizi aldatan bir eşiniz olduğunu gösteren şüphe götürmeyen işaretleri aramak her zaman için önemlidir.

Eşinizin size aldattığını gösteren belirtiler nelerdir ve bu konuda ne yapabilirsiniz? Onu sizi aldatmakla suçlamadan önce cevaplarınızı buradan alın.

Eşinizin sizi aldattığına dair en önemli belirtilerden biri davranışlarındaki değişikliktir. Eğer her zaman erkeklerle daha iyi anlaşmış ve birçok erkek arkadaşı varsa, arkadaşı Mustafa ile sinemada görüldüğünü duyarsanız paranoyak olmayın.

Eşinizin sizi aldattığını gösteren beş belirti:

1-Artık muhtaç durumda değil

Eğer eskiden alışverişe, spora gidemez veya caddeyi tek başına geçemezken şimdi aniden size ihtiyaç duymuyorsa, biri sizin yerinizi dolduruyor. Kendi için zamana ihtiyacı olabilir, fakat aşırı muhtaç durumdayken olağan dışı olarak bağımsız davranıyorsa, artık “size” muhtaç olmadığını işaret edebilir.

2-Artık sinirlenmiyor

Onunla öğle yemeği için buluşmak veya o ve arkadaşlarıyla dışarı çıkmak istemediğinizde eskiden kızardı ancak şimdi yaptığınız herşey onun için iyidir. Bir zamanlar, yaptığınız herşey önceden planlanırken şimdi beceremediğiniz tüm küçük şeyler artık onu çileden çıkarmıyor. Bu iyi birşey olabilir, ancak artık neden umursamadığını merak etmeniz gerekir.

3-Gizemli olmaya başladı

Artık sizinle günlük olayları paylaşmıyor ve hayatında olup bitenler hakkında hiçbir bilgi vermiyor

4- Size odaklanır

Ona sorular sorduğunuzda, olayı size çevirir. Eski konuşkan insanın pili biter, ve ona gecesinin nasıl geçtiğini sorduğunuzda söylenen tek kelime “anne” olur. Bundan böyle “Bu gece şuraya gittim.”, “Bunu yaptım.” yerine artık konu tamamen siz, sadece siz olursunuz.

5-Sizi zevkle yıkar

Artık konu tamamen siz olduğunuza göre, sevgiliniz her zaman size kompliman yapar, sizinle dışarıya çıkmak ister, sebepsiz yere size “seni seviyorum” kartları verir ve hatta arabanıza gözkulak olmayı ve futbol maçını sizinle birlikte izlemeyi bile teklif eder. Bu jestler tatlı olmanın ötesine geçtiğinde, bu tip aşırı davranışlar birinden şüphelenmenizi kolaylaştırır. Eğer sizi inceliklere boğuyorsa, gerçekte neler olup bittiğini bilmeniz gerekir.

Bu durumla nasıl başa çıkarsınız?

Eğer belirtilerden herhangi birini sergiliyorsa paranoyak ve şüpheci olmaya gerek yok. Son zamanlardaki davranışlarının tutarlı olmadığını düşünüyorsanız veya onun yalanını yakalarsanız onu aldatmakla suçlamayın. Onun sizi aldatması için bir sebebi olup olmadığını veya onu kaybetmekten korktuğunuz için tüm bunların sizin hayal ürününüz olup olmadığını düşünün.

Şüphelerinizle başa çıkmamın birkaç yolu


Birşey hissediyorsunuz

Eğer aldatıyor olabileceğini düşünüyorsanız, ona yaklaşın ancak aldatmayı gündeme getirmeyin. Herşeyin yolunda olup olmadığını sorun ve son zamanlarda tuhaf davrandığını söyleyin. Ona davranışlarının nasıl değiştiğine dair örnekler verin ve bunun için bir sebep olup olmadığını anlamak ve bilmek istediğinizi söyleyin.

İletişim kanallarını açın ve ilişkide onu neyin sıkıntıya soktuğu konusunda size açılması için onu cesaretlendirin ve bu noktadan ilerleyin. Aldatan bir eş olduğu izlenimini veriyorsa, ona yakınlaşmak hassas bir durum olabilir.

Sinsi bir şüpheden fazlası varsa

Eğer sizi aldattığına inanmak için geçerli nedeniniz varsa onu suçlamayın veya tehdit etmeyin. Çünkü eğer yanılıyorsanız, ona gerçekten güvenmediğinize inanacaktır. Suçlamak yerine, “Neler olup bittiğini biliyorum’” veya “Kiminle arkadaşlık ediyorsun?” veya “Bilmem gereken birşey var mı?”, “Bana %100 dürüst olmadığına inanmamı gerektiren sebeplerim var” diyebilirsiniz. Bu biraz pasif görünebilir fakat olayı dikkatlice ele almalısınız çünkü eğer yanılıyorsanız, büyük bir vakti boşa harcamış olursunuz. Ancak haklıysanız kıyameti kopartmaya hakkınız var demektir.

Onu yakaladınız veya çok ciddi kanıtınız var

Bunun bir yanlış anlama olmasına imkan yoksa ve başka biriyle kırıştırdığına eminseniz, ona daha iddialı yaklaşın. Ne gördüğünüzü ona söyleyin, bunun sizi nasıl hissettirdiğini ve bununla ilgili ne yapmayı planladığınızı söyleyin.

Bağışlayın ve unutun

Bir ilişkide sadakatsiz olmanız korkunç birşeydir fakat burada durum tamamen başkadır. Eşinizin sizi aldatma sebebinin ilişkinizdeki bir problem olduğunu fark etmelisiniz. Eğer başka bir adamla sizi aldatıyorsa, ilişkinizdeki eksikliği başka yerlerde bulmaya çalışıyor demektir; ki bu davranışlarını haklı kılmaz sadece biraz daha az alçaklaştırır.

Bunu neden yaptığını düşünüyorsunuz?

Size sebebini söylemezse: Onu yine de bağışlayıp bağışlamayacağınızı gözden geçirmeniz gerekir.
Eğer ilişkinizle ilgiliyse: Hazır olduğunuzda, ilişkinizdeki sorunları çözebilirsiniz.

İlişkiniz tekrar denemeye değer mi?

Eğer aldatmasını unutup ona bir şansa daha verebilirseniz, hazır olduğunuzda oturup onunla konuşmalı ve bunu neden yaptığını anlamaya çalışmalısınız. Esasen hiçbir neden olmayabilir (sadece birkaç kadeh votkadan sonraki sersemliğin sonucu olabilir), fakat sizi aldatmasının bir sebebi varsa, o zaman neden yaptığını gözardı etmek bunu tekrar yapmasına yol açabilir ve o zaman kendinizi aldatmış olursunuz.

Aldatan kendi aldanır

Aldatmalar her ilişkiyi çıkmaza sokar ve iki türlü sonuç çıkar ortaya 1.Ayrılmak: Bu çoğu kişinin yapması gerekendir. 2.Zaman gerek: Affetme ve ona karşı hisleriniz çok kuvvetliyse bunu zor aşacaksın ama ilişkiniz sürecek. Sonuç olarak bir kişi aldatıyorsa onu kendi vicdanı ile başbaşa bırakmak en iyi yoldur.

Kaynak: Askmen Mynet

Doğumdan Sonra Böyle Beslenin!

Proteinler;beslenmenin yapı taşları

Hamileliğiniz boyunca aldığınız proteinler, yavrunuz henüz bir embriyo iken onu sağlıklı bir bebeğe dönüştürmek için gerekli olan hücrelerin meydana gelmesini sağlayacak oluşumda en büyük görevi üstlendi. Şimdi ise, yeterli ve dengeli bir beslenme uygulamak için proteinlere ihtiyacınız bulunmaktadır. Enerjinin %15’i proteinlerden gelmelidir. Et, tavuk, balık, yumurta ve kurubaklagiller proteinler zengin olan besinlerdir. Ayrıca bu besinler B grubu vitaminleri, demir ve çinko açısından da zengindir.

Kalsiyum; gelecek için önemli

Bu dönemde kalsiyum ihtiyacınızı tam anlamıyla karşılamak en çok dikkat etmeniz gereken konulardan biridir. Günlük beslenme içerisinde 3 porsiyon süt ve süt ürünleri tüketmek yeterli olacaktır. Kilo kontrolü açısından az yağlı olanları tercih edebilirsiniz.

Doğal vitamin kaynakları sebze ve meyveler

Meyve ve sebzelerde hayati önem taşıyan vitaminler ve mineraller bulunur. Her öğünde mutlaka sebzeve meyve tüketmeye çalışınız. Pişirme şekli vitamin ve mineral içerikleri üzerinde etkilidir. Bu nedenle sebzeler önce yıkanıp sonra mümkün olduğu kadar büyük parçalar şeklinde çiğden olacak şekilde pişirilmelidir.

Demir açığınızı mutlaka telafi edin

Vücuttaki demir eksikliği hamilelik döneminde birçok kadının karşısına çözülmesi gereken bir sorun olarak ortaya çıkıyor. Bunun için hamilelikte demir ihtiyacına yönelik beslenmenin yanı sıra doktorun önerdiği şekilde dışarıdan demir takviyesi yapılıyor. Çünkü hamileliğin ikinci yarısında bebeğiniz, demir depolarını oluştururken sizin demir depolarınızdan yararlanır. Bu nedenle, doğum sonrasında da devam eden demir eksikliğinizi gidermek için öğünlerinizi demir yönünden zenginleştirmek için kırmızı et, pekmez, yumurta sarısı günlük beslenmeye eklenmelidir.Yiyeceklerle beraber alınan demirin vücutta kullanılmasını önemli ölçüde engelleyen çay tüketimini ise mümkün olduğunca azaltmalısınız. Ayrıca demir emilimini arttırmak için C vitamini içeren besinler ile tüketilmesi daha iyi olacaktır. Salata, taze sıkılmış meyve suları gibi.

Folik asiti ihmal etmeyin

Emzirme döneminde de tıpkı hamileliğinizde olduğu gibi folik asit yönünden zengin besinler tüketmelisiniz. Folik asit en fazla yapraklı yeşil sebzeler, karaciğer, böbrek, yumurta, kabuklu tahıllar, ceviz, badem, fındık, fıstık, mercimek, baklagiller ve taze sıkılmış portakal suyunda bulunuyor. Hamilelikte ve emzirme süresinde 400-800 mikrogram alınması gerekiyor. Bu miktarı besinlerle karşılamak zor olduğu için vitamin haplarıyla açığı kapatabilirsiniz. Ayrıca folik asit vücutta depolanamadığı için her gün almak gerekiyor.

Yağlarlardan uzak durun

Enerjinin %30’u bu gruptan sağlanmalıdır. Özellikle n-3, n-6 ve n-9 yağ asitleri örüntülerine dikkat edilmelidir. n-3 yağ asitleri deniz ürünleri özellikle yağlı balıklarda (somon, uskumru), soyayağı, kanola yağı, yumurta sarısı ve anne sütünde bulunmaktadır. n-6 yağ asiti; soyayağı, ayçiçek ve mısırözü yağında bulunmakta, n-9 yağ asiti ise fındık ve zeytinyağında bulunmaktadır.

İyotlu tuz dostunuz

Hamilelik dönemi vücudun iyot gereksiniminin arttığı bir dönem. Çünkü hamilelikte görülen iyot eksikliği düşük, ölü doğum ve bebek ölümlerinde artmaya neden olurken, bebeklerde zeka geriliğine, sağırlık ve cüceliğe neden oluyor. Emzirme döneminde iyotlu tuz kullanmak iyot ihtiyacını karşılamak için yeterli olacaktır. Tuzu kapalı ve ışık almayan yer saklayınız.

Bol bol sıvı tüketin

Doğumdan sonra emzirme döneminiz içerisinde günlük 2,5-3 litre sıvı almaya özen gösteriniz.Bu miktar sıvının tamamını su ile tamamlayabilirsiniz veya hazır meyve suları ve asitli içecekler yerine, az şekerli komposto suyu ve taze sıkılmış meyve sularını tercih ediniz.

Evlilik aşkı öldürüyor mu?

”Yumurta mı tavuktan, tavuk mu yumurtadan çıkıyor” bilmecesi gibi, ”Evlilik mi aşkı, yoksa aşk mı evliliği öldürüyor” uzun yıllardır sorulan bir soru. Çoğu çifte göre zaman içinde heyecan kayboluyor ve sonuç aşkın ölmesi oluyor. Peki, işin uzmanları bu konu hakkında ne düşünüyor? Nilgün Yıldız

‘Flört ederken her şey farklıydı’ diyen kaç çifte rastladınız bugüne kadar? Aslında cevabı tahmin etmek hiç de zor değil. Birine âşık oluyor, İşte bu benim hayatımın sonuna kadar birlikte olmak istediğim insan diyor ve evleniyorsunuz. Sonrasında ne oluyor da, ilk günler bir gün bile görmemeye dayanamadığınız insan, aynı evin içinde size yabancı olmaya başlıyor. İşte bu soruyu işin uzmanı Psikolog Alanur Özalp’e sorduk ve kendisinden ilginç yanıtlar aldık.

Evlilik aşkı gerçekten öldürüyor mu, yoksa aşk, evliliğin içinde bir yerlerde mi saklanıyor?
Bir çiçek aldığınızı düşünün; eğer o çiçeğe su vermezseniz, altını çapalamazsanız, gübresini vermezseniz, o çiçek ölür. Evlilik de aynı şekildedir. Emek verirseniz, bununla ilgili çalışır ve düşünürseniz, bunların karşılığını alabiliyorsunuz. Evlendik iş bitti diye düşünürseniz, evlilik tabii ki aşkı öldürür. ‘İmzayı attım, garantiye aldım’ diye düşünmek yanlıştır.’İmzayı attır, yeter’ denilir; oysa bu doğru değildir.
Erkek ve kadının evliliğe bakış açıları çok mu farklı?
Erkeklere sorarsak evlilik aşkı öldürüyor; kadınlara bakarsak öldürmüyor. Kadınlar için daha güzel bir birliktelik, daha sıcak bir ilişki oluşuyor. Erkek ve kadının bakış açısı farklı. Genel olarak düşündüğümüzde erkekler evlilikten kaçtıkları için aşkı öldürüyor. Çünkü erkekler’Ne kadar keyif yapabilirsek yapalım, ne kadar çok kadınla birlikte olursak olalım’ diye düşünüyorlar. Evlilik aşkı öldürüyor, biz aşkımızı öldürmeyelim diye düşünüyorlar. Kadınlar ise bir an evvel evlenmek istiyor. Çünkü aile baskısı var; iş yerinde baskı var. Zaten üniversiteyi bitirdikten sonra belirli bir yaşa gelmiş oluyor. Çevredeki baskı da evde kalma korkusuyla birleşiyor.Bir adamı evliliğe razı edemedin, razı et gibi baskılar yapılıyor. Çünkü, kadın sevgili bulsa bile yine evlenme konusunda baskı oluşuyor. Bazen bize gelen kişilerin anlattıklarından nişanlılık dönemlerinde bu işin yürümeyeceğini fark ettiklerini anlıyoruz; fakat aile o kadar baskı içinde ki, bu evlilikten vazgeçerlerse ailede sanki herkes intihar edecekmiş gibi düşünüyorlar. Bir türlü o dönemde ayrılamıyorlar; fakat evlendikten sonra bu adamın kendisi için doğru olmadığını anlıyor. Ondan sonra ayrılma yoluna gidiyor. Bu aşamada hepimizin üzerinde, özellikle kadınların üzerinde baskı oluşuyor. Kadın ayrılmak istediği zaman ayrılamıyor, evlenmek istediği zaman da, baskıdan gözünü açıp, ‘Bu doğru adam mı?’ diye düşünemiyor.
Evlilikte yaşanan bu sorunların altında cinselliğin etkisi ne oluyor?
Cinsellik evlilikte çok önemlidir. İşin başında çiftler, genelde seks konusunda tecrübesiz olurlar. Bunun için seksi erteleyelim diye düşünüyorlar ve erteleme olayını kabul ediyorlar. Bazen de çiftlerin işleriyle ilgili yoğunluklar varsa, veya ekonomik sıkıntılar varsa bu tür sorunlara o kadar yoğunlaşıyorlar ki, seksi başka bir kenara koyuyorlar. Bir süre sonra birbirlerinden uzaklaşmaya başlıyorlar. Bu da bir süre sonra öfkenin başlamasına neden oluyor. Birbirlerine karşı kırgınlıklar, dargınlıklar ön plana çıkmaya başlıyor. Evliliğin ilk yıllarında her söylenene inanıyorlar. Mesela biri diyor ki, Günde iki defa yapın onlar da iki defa yapıyorlar. Bir diğeri diyor ki ‘Günde iki kere yapılır mı, haftada iki kere yapacaksın’ o zaman haftada iki defa yapıyorlar. Ne yaptıklarını bilemez hale geliyorlar ve kendilerinden çok emin olamıyorlar. Bazen utanma duyguları işin içine giriyor. Bir süre sonra birbirlerini tanımaya başlıyorlar. Vücutlarının her bir parçasının ne anlama geldiğini, nerelerinin, nasıl okşanması gerektiğini öğrenmeye başlıyorlar. O nokta önemli. Fakat o noktaya kadar bir takım olumsuzluklar yaşanmışsa, onları geriye doğru ittiyse, oradan sonra o noktayı bulmaları gecikiyor ve hassas noktaları bulamayabiliyorlar. O zaman da bir şekilde seks, çok gerekli değil, olmasa da olur, gibi bir bakış açısına giriyorlar. Bunlar tehlikeli noktalar.

Bu durumun, yetiştirilme tarzıyla bir ilgisi olabilir mi?
Bizde özellikle aile büyükleri çocuklarını büyütürken, sakın konuşmayın özellikle kadınlara, eşiniz sizin tecrübeli olduğunuzu düşünür, aklına kötü şeyler gelir gibi yanlış şeyler söylenir. Bilmezi oynayın derler. Bilmez bir kadınla bir şey yapmak çok da keyifli gelmez diye düşünüyor insan. Onun için de çiftler, bu konularda önyargılar, eksik bilgiler nedeniyle hayatında bazı şeyleri uygulamaya sokamayabiliyor. Anne ve babasından seks çok da önemli değil gibi şeyler görüyorsa, o da böyle düşünmeye başlayabiliyor. Aile yaşantısı bu nedenle çok önemli. Aile içinde, kadına değer veriliyor mu, erkeğe değer veriliyor mu, bunlar da çok önemli. Kadın sadece okşanılan bir obje mi, yoksa aynı zamanda konuşabilen, düşünebilen bir obje mi. Özellikle kadınlar sekse bakarken, ‘Sadece o iş için bana değer veriyor’ diye düşünüyor ve o işten soğuyorlar. O işten nefret ediyorlar. Bu nedenle de sekse yeteri kadar değer vermiyorlar, yeteri kadar vakit ayırmıyorlar. Hatta kızıyorlar. Tam tersine hareket ediyorlar. Seksi olmamaya, eşine dokunmamaya çalışıyorlar. Dokunursam uyarılır ve benden seks talebinde bulunur, diye düşünüyorlar. Bir şekilde iki kişi evliliği bilgisizlikten, bazen yanlış inançlardan, bazen de toplumsal baskılardan tatsız bir hale getirebiliyorlar.

İdeal Seksin Püf Noktaları

Seksi bilinçli yapmak, bir sanattır… İdeal sekste kadına da erkeğe de eşit oranda sorumluluk düşer. Zevk alma ‘iyi seks’in son noktasıdır. ‘Süper seks’ diyebileceğimiz bu devrede zamansızlık duygusu yaşanır. Saatler bir dakika gibi geçer ya da iki saniye sonsuzluğu ifade eder.

Süper seks deneyimleri olan kadınlar, seks sırasında kendilerine ‘İyi görünüyor muyum?’, ‘Beni beğeniyor mu?’ gibi bilinçsizce sorular sormazlar. O anın tadını çıkarmaya ve beyinlerini başka şeylerle meşgul etmeye bakarlar.

İşte gerçekler

- Boşlukta kaybolma duygusu: İyi ve doyumsuz sekste kadın, o derece zevk alır ki, çevresini, nerede olduğunu, hatta neredeyse eşini bile unutur. İlginç olan, kendilerini kaybeden bu kadınlar, tahminlerinden çok daha güçlü duygular yaşadıklarını itiraf ederler.

- Tek kişi olma duygusu: Süper seks sırasında, hiç değilse seksin bir bölümünde, kadın kendisiyle, dünyayla ve eşiyle bütünleştiği duygusuna kapılır. Konsantrasyon güçlüğü çekmez. Beynini rahat şekilde yaşadığı ana verebilir. Bu da vücudunun sekse tepki vermesini kolaylaştırır.

- Mükemmellik duygusu: Yatakta en iyi anları sorulduğunda kadın, cevap vermekte zorlanır. Bu da seksüel anları ve zevkleri birbirinden ayırmakta çektiği zorluktandır. Sevişmenin her bölümü ve her sevişme özeldir. Çünkü her şey öylesine mükemmeldir ki…

- Güvenlik hissi: Bir çok kadın, süper seksi barış ve güven dolu anlar olarak niteler. Zaten bir kadın, sadece güvende olduğunu hissettiğinde bu kadar rahat bir sevişme yaşayabilir.

- Belirginlik:
Süper seks sırasında karşınızdakine açık olmamak imkansızdır. Bir çift, birbiriyle ne kadar çok duygularını ve kişisel arzularını paylaşırsa, ilişki o kadar parlak ve doyurucu olur.

Erkeğe göre süper seks

- Bir erkek, cinsel ilişkiye girdiği kadının kendisini önemsediğini ve arzuladığını hissettirmesini süper seks diye tanımlıyor.

Yine her türlü istek ve beklentilerini kadının da paylaşmasını süper seks olarak görüyor.

- Ön sevişme sırasında birbirlerini karşılıklı uyarmayı bekliyor.

- Genelde erkekler, sevişmeden önce kadınların alkol almalarını ve sigara içmelerini istemiyorlar.

- İlişkinin bitiminde hemen sırtını dönüp uyumasını sevmiyor ve seksi sadece cinsel birleşme olarak görmüyorlar. Ayrıca kadınların böyle düşündüklerini iddia ediyorlar.

- Erkek, kendisinin kadına dokunup öptüğü gibi, kadının da aynı şekilde davranmasını istiyorlar.

Erkekleri neler tahrik eder?
- Arzulandığını hissettiren bakışlar…
- Yumuşak ve ipeksi bir ten…
- Kalın, dolgun ve hafif nemli dudaklar…
- Dolgun göğüsler…
- Saçını yukarıdan toplamış, güzel enseli kadınlar…
- Ayak bileklerinin inceliği…
- Bir kadının eğilip bükülürken, örneğin dans ederken yaptığı vücut çizgileri…

Sohbete Bağlan
Nickiniz:
Şifreniz:

Kategoriler
Yasal Uyarı
Sitemiz 18 yaşından küçük kullanıcılar için uygun değildir.

Bu Site Bir Hizmetidir..

sikiş izle porno sikiş porno izle film izleseks hikayeleri
Türk sikiş izle sikiş porno porno izle porno izle travesti sohbet odaları türkçe porno izle porno izle sikiş sikiş porno porno porno porno izle sikiş izle seks izle porno porno sex porno porno video